|
|
ÇİNİ Tümüyle yeni bir gurubun ilk örnekleri sayılabilecek 1557 tarihli Süleymaniye Camisi mihrabının iki yanındaki çiniler ,beyaz zemin üzerine lacivert açık mavi ,kırmızı çiçeklidir.bordürleri lacivert zemin üzerine mavi-beyaz çiçekli ,yazılar beyaz zemin üzerine lacivert ve yeşil renktedir.İznik çini atölyelerinde yapılan bu çinilerin renkleri ve sırları parlaktır.Süleymaniye minarelerinde kullanılan beyaz zemin üzerine açık mavi,kıvrık dallı ve çiçek bezemeli çinilerse ,bu yapının inşaat defterlerinde İstanbul işi olarak özellikle belirtilmiştir. 1561 de yapılan Rüstem Paşa camisi 'nde 16.yy çini gelişiminin tümünü kapsayan özgün bir süsleme uygulaması görülür.Osmanlı mimarlığında yapıyı bir renk özlemi haline sokan bu uygulama ,bir daha hiçbir dinsel yapıda bu ölçüde tekrar edilmemiştir.Camiyi kubbeye kadar kaplayan çinilerde ,desenlerin gittikçe daha yüksek bir estetik düzeye ulaştığı görülür.Bu gelişme bir ölçüde de olsa gene İstanbul'da Sokulu Mehmet Paşa ,Eski Valide ,Takiyeci camileri'nde sürdürülmüştür.Rüstem Paşa Camii ve Türbesindeki çini panolarda 41 çeşit lale motifi sayılmıştır.Sümbül,gül,nar çiçeği ,şakayık gibi çiçeklerle değişik yaprakların, dalların renklendirilişi başı başına tekniğin bir başarısıdır. Topkapı sarayında altın yolda bulunan üç pano bu dönemin erişilmez örnekleridir.Yine aynı dönemden hırka-i Saadet Dairesi'nin özellikle üzerinde tavus kuşu resimleri bulunan panoları ,1586 da yapılan lll.Murat Dairesi'nin kapısı önündeki çiniler sütun başlıkları renk ve teknik olarak yepyeni özellikleriyle yüklüdürler. Gene bu odayı kaplayan panolar ,ocak kenarları ,kırmızı bordürler bir kaç kez görülmeye değecek kadar güzeldir. 16.yy.lın ikinci yarısında Osmanlı çiniciliğinin klasik dönemini oluşturan özgün çini süslemesinin bulunduğu yapılar şöylece sıralanabilir.1586-1587 tarihlerinde yapılan Mehmet ağa ve Ramazan Efendi Camileri 1600 yılına vardırılan lll.Murat türbesi 1663 te yapılan İbrahim Paşa Türbesi 'nde ise ayrıca bir süredir görülmeyen geometrik moıtifler tüm öteki klasik dönem motiflerinin yanı sıra ortaya çıkmıştır.Ne varki kırmızı renk giderek donuklaşmış bilinen parlaklığını yitirmiştir.Ardından 1608 tarihli lll.Mehmet Türbesi ile Topkapı Sarayı'nda l.ahmet Kütüphanesi'nde yeşil rengin güçlülüğüne karşın kırmızı yine cansızdır. 1609 da İznik'te bulunan çinici başı'na yazılan bu uyarı buyruğunda giderek çini üretiminin kalite düşüklüğü gösterdiğini anlıyoruz.Bir süre daha başarılı sayılabilecek örneklerini 1617 tarihli Sultan Ahmet Camisi 1618 tarihli Topkapı Sarayı Baltacılar koğuşu 1620 tarihli l.Ahmet Türbesi 1635 tarihli Revan ve 1639 tarihli Bağdat Köşkleri 1641 tarihli Topkapı sarayı Sünnet Odası ,yine aynı yılda yapılan Üsküdar da Kösem sultan Camisi 1668 tarihli Topkapı Sarayı Harem Dairesi ve son olarak ta 1669 ta bitirilebilen Yeni Cami çinileri giderek bozulmaya başlayan Osmanlı Çiniciliğinin uygulandığı ,izleyebildiğimiz yapılardır. Çini sanatı 17.yy. sonunda duraklar hatta 1719 da Topkapı Sarayı'nda yapılan lll.Ahmet kütüphanesi'ne konacak çiniler Boğaziçi'nde Kara Mustafa Paşa Yalısı'ndan sökülerek getirilmiştir.Nevşehirli İbrahim Paşa ,bu sanatın yok olmaması için Edirnekapı yakınlarındaki Tekfur Sarayı'nda bir çini imalathanesi kurdurur.Bu imalathanenin kalitesi oldukça düşük olan ürünleri lll.ahmet Çeşmesi ,Hekimoğlu Ali Paşa Camisi ,Ayasofya'da l.Mahmut'un yaptırdığı kütüphane duvarlarında ve bir miktarda Topkapı Sarayı'nın bazı duvarlarında kullanılmıştır. Tekfur sarayının çini üretimi bir süre sonra tamamen durdurulmuş ve imalathane kapatılmıştır.Hatta 1738 de Edirne Sarayın'nda çinilerin sökülerek İstanbul'a getirilmesini sağlayan buyruk,çini sanatımız için ilginç bir belge olmaktadır. 18.yy.da Osmanlı Sarayı çini ihtiyacını Viyana ve İtalya'dan karşılar duruma gelmiş ve Altıyüzyılı aşkın bir sürede Anadolu'da köklü gelişimi tamamlayan çiniciliğimiz bir bakıma tükenip gitmiştir.
|