İSTİKLÂL
MARŞI'NIN KABULÜ VE MEHMET AKİF ERSOY'U ANMA GÜNÜ
(12 mart)
İstiklâl Marşı Niçin Yazıldı?
istiklal marşı ve kabulü İSTİKLAL MARŞI Kurtuluş Savaşı'nın başladığı yıllarda, cephedeki askerlerimizi coşturacak, onların morallerini yükseltip ulusal duygularını güçlendirecek bir ulusal marşın hazırlanması düşüncesi, Genelkurmay Başkanı Albay İsmet (İnönü) Bey tarafından ortaya atıldı. Bunun üzerine Millî Eğitim Bakanlığı ödüllü bir yarışma açtı ve durumu tüm yurda duyurdu. Yarışmaya 724 şiir katıldı. Değerlendirme komisyonu şiirlerin tamamını inceledikten sonra altı tane şiir, ulusal marş olmaya uygun görülüp ayrıldı, ötekiler elendi. Ancak yapılan değerlendirmede bu altı şiirin de ulusal marş olma niteliği taşımadığı sonucuna varıldı. Zamanın Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver, ulusal marşı Mehmet Akif Ersoy'un yazmasını istiyordu. Oysa Mehmet Akif, uçunda para ödülü olduğu için yarışmaya katılmamıştı. Ulusal marş niteliği taşıyan bir şiirin bulunamaması üzerine dostları devreye sokularak Mehmet Akif ikna edilmeye çalışıldı. Sonunda para ödülünün kaldırıldığı konusunda güvence verilince Mehmet Akif, marşı yazmayı kabul etti.Daha önce ayrılan altı şiirle Mehmet Akif'in yazdığı şiir arasında yapılan değerlendirmede Akif'in şiiri birinci oldu.
"Genel Kurmay Başkanlığının" isteği üzerine, Millî Eğitim Bakanlığı 7 Kasım
1920'de gazetelere verdiği bir ilanla "İstiklâl Marşı için müsabaka açıldığını,
güfte ve beste için 500'er lira mükafat konulduğunu bildirdi"
Yarışmaya katılan şiirler memleketin dört bir yanından gelmeye başlamış, beş
yüzü aşmıştı.
H. Basri ÇANTAY şöyle devam ediyor:
Bu marşın M. Âkif tarafından yazılmasını kendisine söylediğim zaman O:
– Ben ne yarışmaya girerim, ne de ödül alırım,cevabını vermişti.
Ricalarımı tekrar ettikçe:
– Bırak yazsınlar. Bu yaştan sonra yarışa mı çıkacağım. Ayıp değil mi ? diyordu.
Bir gün Meclis'te H.Suphi Tanrı över (Maarif Bakanı), beni gördü. Dedi ki:
– Şimdiye kadar yarışmaya 500' den fazla şiir geldi(M. Akif'in yazdığı dahil
toplam 725). Gelen şiirlerin hiç birisini beğenmedim; İstiklâl Marşı'nı yazması
için, Üstadı ikna edemez misin? diye sordu.
– Âkif Bey müsabaka şeklini ve ikramiyeyi kabul etmiyor. Eğer buna bir çare ve
şekil bulursanız yazdırmaya çalışırım. Düşündü:
– Dur, dedi; ben kendisine bir tezkire yazayım. Arzusuna tabi olacağımızı
bildireyim. Fakat bunu kendisine siz veriniz…
Üzerine giydiği elbiseyi bile bir dostundan emanet alıp törene katılmasına
karşılık M.Akif Ersoy yarışma için verilen hiçbir mükafatı kabul etmeyip o asil
ve saygı değer üstün ahlak ve vatan aşkını ortaya koyarken aynı zamanda tekrarı
istendiğinde hasta yatağından fırlayıp :
-Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazmayı nasip etmesin diyecek kadar millet ve vatan sevgisiyle dolu büyük Şairi saygıyla anıyor ve bütün hatırasını ebediyen saklayacağımıza and içiyoruz.
Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı. 1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etti. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930 da değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı orkestrası şefi Osman Zeki Üngör’ün 1922 de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe kondu. Marşın armonileşmesini Edgar Manas, bando düzenlemesini İhsan Servet Künçer yaptı.