İNSAN HAKLARI HAFTASI

                                                                    İNSAN HAKLARI HAFTASI

        İlk çağlardan beri insanlar, güçlü olana boyun eğmek zorunda kalmışlar ve onların dediklerini yapıp gelmişlerdir. Bu durum toplumda bazı ayrıcalıklı sınıfların doğmasına neden olmuştur. Yakın zamanlara kadar insanlar, gücü elinde bulunduran ve kendilerini renkleri, varlıkları ve kökenleri yönünden soylu gören bu kişilerin yönetiminde yaşıyor, köle olarak alınıp satılıyordu. Bazı insanlar, alabildiğine serbest iken, bazılarının hiçbir hakları yoktu. Yaşamaları bile bazı insanların iradesine bağlıydı. İnsanlık adına yüz kızartıcı bir durum.

        Aslında insan insandır. Irkı, rengi, dili, dini ve düşüncesi ne olursa olsun, kimsenin kimseye en küçük bir üstünlüğü yoktur.Daha doğrusu olmamalıdır.

        İnsanlar, uzun bir zamandan beri bu gerçeğin farkındaydılar. Ancak başlangıçta da belirttiğimiz gibi, kendini güçlü, ayrıcalıklı ve soylu sayan bir grup tarafından sürekli eziliyor ve buna bir çare de bulamıyorlardı.

        İnsanların horlanıp ezilmesine ek olarak 1776 tarihinde yayımlanan Amerikan Özgürlük Bildirgesi'yle karşı çıkıldı.Bu bildirgeyle bütün insanların doğuştan hür ve eşit oldukları belirtiliyor, insan haklarını kısıtlamak isteyenlere karşı koymanın en doğal hak olduğu savunuluyordu.

        İnsanların hak elde etme savaşları oldukça uzun sürdü. Sonunda Birleşmiş Milletler Örgütü, 10 Aralık 1948 tarihinde kabul edip yayınladığı "İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi"yle, insan haklarını devletler arası bir güvenceye bağlamış oldu.

        Otuz maddeden oluşan bu bildiri, insanlık için çok büyük bir önem taşımakta olup, kutlanmaya değer bir belgedir.

        Dileğimiz, bütün insanlığın bu bildirideki ilkelere yürekten inanması, uyması ve dünya insanlarının barış, huzur ve mutluluk içinde yaşamasıdır.