Hallac'ı Mansur (Hüseyin bin Mansur Beyzevi)
Mutasavvıf,şair (Fars/tur 857-Bağdat 922)Arap mı
İranlı'mı olduğu ,ailesinin İslamdan önceki Zersüştlüğü ,yaşam
özellikleri,öğrenimi ve eğitimi gençlik yıllarındaki yalnızlık döneminin
nedenleri konusunuda kesin hiçbir şey bilinmediği gibi,onun için söylenip
yazılanların hepsi bir iki küçük yazılı kaynağın yinelenmesinden oluşur.Birleşilen
bir iki nokta Tustari'nin (818-896) açık etkisiyle tasavvuf felsefesine yöneldiği
,bu alandaki yorum aşırılıkları yüzünden ölümle cezalandırıldığıdır.İnsanın ruh
cevheri açısından Tanrı ile özdeşleşebilen değerini "ene'l Hak "(Ben Tanrıyım)
savıyla eş değerde sayılan şeriat görüşü,kaç çeşit cezayı az gören öç alıcı bir
öldürmeyle bu felsefe ışığını söndürmüştür.(Maliki kadısı Ebu
Ömer Hammadi'nin fetvası,Halife Mutedir'in buyruğu) Mezhep çatışmaları ve ilk
tarikatların ayrılışıyla dolu geçiş döneminde Hallac'ın yazgısı özce önem taşır
ve adı bütün tekke insanlarınca kutsanıp ululanır. Alıcıları,nefsi öldürme
aşamalarının örneği sayılarak,yaşam çizgisi İnsan-ı kamile ulaşan yol ve
yön bilinerek varlığın birliğini (Vahdet-i Vücut) doğru sayan görüşler Hallac'ın
sözlerini bu anlamda yorumlayarak onu bir kurban sayarlar.İzleyicileri bu
görüşten yola çıkarak Halalciye adıyla bir tarikat kurdular.Hepsi yüzyılarca
sonra derlenen eserleri arasında şiirler(Divan) söylentileri (İrvayat);Özdeyiş
ve Simgeler(Tavasin),Akbarü'l
Hallac(H'ın Haberleri) gibi parçaları kalmış söz
ve düşünce ürünleri vardır.