ABDÜLHAMİD ll

        Otuzdördüncü Osmanlı Padişahı ve doksandokuzuncu İslam Halifesi 1842-1918.Abdülmecid'in oğludur.Murat V in hastalığı sonunda Midhat paşa ve Mehmet Rüştü Paşa özgürlük konusunda  kendilerine güvence veren Abdülhamid'in tahta çıkmasını sağladılar 31 ağustos (1876).
        Abdülhamid ll nin Padişahlığının ilk yılları çok sorunlu geçti.Bosna-Hersek,Bulgaristan,Sırp ve Karadağ İsyanları sürüyordu.Öte yandan Osmanlı Devletinin işlerine sürekli karışan İngiltere ve Rusya 28 aralık 1876 da İstanbul'da bir konferans toplanmasını sağladı.Abdülhamit verdiği sözü tutarak konferansla birlikte Kanun-i Esasi'yi ilan etti.
        Çok geçmeden Abdülhamid ll ,Midahat Paşa yı görevden uzaklaştırmış ve sürgüne göndermiş oldu.Milletvekili seçimleri yapıldı,meclis toplandı.Bu arada  Ruslar Osmanlı devletine savaş açmak için fırsat kolluyorlardı.Buna engel olmak için İngilizlerin topladığı Londra konferansı kararlarını,Osmanlı meclisi kabul etmeyince Rusya savaş ilan ederek saldırıya geçti.Abdülhamid ll meclisi yenilginin suçlusu gösterip kapattı.Şubat 1878.İktidarda tek başına kaldı.Rus ordularının ilerleyişi Ayastafonos antlaşmasıyla durduruldu.3 mart 1878 Antlaşa şartları Rusya lehine çok ağır şartlar içeriyordu.Bu durum Avrupa devletlerinin işine gelmiyordu.Toplanan Berlin konferansında Rusya ve Balkan devletlerinin kazanımları azaltıldı.Buna karşılık Avrupa devletleri Osmanlılar dan çeşitli ödünler kopardı.Abdülhamit bu antlaşmayı bir türlü hazmedemiyordu 4 Haziran 1878 de İngiltere ile gizlice yapılan bir antlaşma sonucu Kıbrıs adasının idaresinin İngiltere'ye bırakılmasına Ada gelirlerinin her yıl Osmanlılar'a bırakılmasına Adanın Osmanlı İmparatorluğunun bir parçası olarak kalmasına buna karşılık İngiltere Ayastefanos antlaşmasının Osmanlılar lehine değiştirilmesine yardım edecekti.
        Dış siyasette sakıngan ve dikkatli bir tutum izleyen Abdülhamid ll,İçte daha sert bir tutum izledi.Devlet ileri gelenleri yargılanırken güçlü hafiye örgütü ile halk sindirildi.
        Bu arada Tunus,Fransızlar'ın;1881,Mısır,İngilizler'in;Doğu Rumeli Bulgarlar'ın (1885),eline geçti.Yunanlılar ı büyük bir yenilgiye uğratılmasına karşılık batı devletlerinin araya girmesiyle yapılan  anlaşmada Girit'e tam özerklik verildi.1897.Ülkenin içine düştüğü mali güçlükleri kavrayan Abdülhamid ll,harcamaları kısmak için çaba gösterdi,fakat başarılı olamadı.Memur aylıklarını ödeyemez duruma gelen devletin dıştaki saygınlığı da azıldı.Gerek yurt dışına kaçan aydınlar gerekse ordudaki subaylar Abdülhamid ll yi ll.Meşrutiyeti ilan etmeye zorladı 23 temmuz 1908.
        ll.Meşrutiyet de beklenen olumlu sonuçları vermedi.Toprak kayıpları devam etti.Önce Avusturya Macaristan İmparatorluğu,Bosna Hersek'i topraklarına kattı;Sonra Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti.Meşrutiyetle gelen özgürlüklerden memnun olmayan kesimlerin yarattığı kızgınlık "31 Mart vakası" ile sonuçlandı.Ayaklanmayı bastırmak üzere Atina 'dan yola çıkan Harekat Ordusu Padişahı tahtan indirerek 27 nisan 1909 Selanik'e sürgüne gönderdi.1912 de Abdülhamid ll Beylerbeyi sarayına yerleştirildi ve ölümüne tek orada kaldı.10 şubat 1918 Cenazesi Çemberlitaş'ta ki Sultan ll Mahmut türbesine defnedilmiştir.
        Abdülhamid ll otuziki yıl yedi ay yirmiyedi gün hükümdarlık yaptı.Koyu bir yönetimi yanında Eğitim alanında bazı reformları gerçekleştirdi.Her vilayete mektebler,hastahaneler,yollar,çeşmeler yaptırdı.İmparatorluğun çeşitli yerlerine ortaokul ve liseler kurdu.Yüksek öğrenim alanında Sanayii Nefise ( güzel sanatlar akademisi),hukuk mektebi,Ticaret ve hendesei Mülkiye ,darülfunun kuruldu.Yol , Köprü ve demiryolu yapımına önem verildi.Beyoğlu kadın hastahanesini yaptırdı.Güzel sanatlar Akademisi,Yüksek Ticaret Mektebi,Yüksek Mühendis Mektebi,yatılı kız lisesi açıldı.Alman İmparatoru İstanbul'a geldi.Bursa'da ipekçilik  Halkalı'da Ziraat ve Baytar mektebi açıldı.Bursa Demiryolu ve Aşiret Mektebi (Yafa-Kudüs) demiryolu ile Ankra Demiryolu yapıldı.Hamidiye Kağıt fabrikası Kadıköy Havagazı fabrikası Beyrut limanı rıhtımını yaptırdı.Osmanlı Sigorta şirketi ve Küçüksu Barajı ve (Manastır-Selanik) demiryolu yapıldı.Hamidiye yüksek ticaret mektebi Galata tophane rıhtımı,Dolmabahçe Saat Kulesi , Beyrut-Şam,İstanbul-Selanik ,Afyon-Konya  demiryolu  Sakız Limanı ,tuna Nehrinde Demirkapı kanalını yaptırdı.Şişlide Hamidiye Etfal hastanesi ,Medine'ye kadar Telgraf hattı yaptırdı.Hamidiye hicaz demiryolu Zerkaya kadar işledi.Kağıthane de Hamidiye Suyu yapıldı.Şamda tıbbıye-i mülkiye Haydar Paşa'da askeri tıbbıye mekteb-i Şahanesi,dilsiz ve sağırlar mektebi.Bingazi'ye  Telgraf hattı yapıldı.

        Bomba Olayı:

        1905 te ikinci Abdülhamid,63 yaına gelmişti.29 yıldan beri tahtta idi ve 27 yıldan beri zamanın en büyük devletlerinden biri olan Osmanlı İmparatorluğunu yönetiyordu.Avrupa ve hatta Amerika'ya Anarşi ve nihilizm hakim olmuş ve suikaste uğramayan az sayıda devlet adamı ve başkanı vardı.Bunlardan biride ll.Abdülhamid idi.Çok iyi korunması sayesinde böyle bir girişime cesaret edilememişti.Terörist ve anarşitlere kurulu düzenleri yıkmak için Türkiye ve Rusya kadar Fransa ve Birleşik Amerika gibi demokrasi ve ülkelerde de faaliyette idiler.

        1905 e gelindiğinde rejim hem eskimiş hemde yıpranmıştı.Padişah karşısında aldığı ve düşmanlıklarını kazandığı güçler tehlikeli şekilde artmıştı.Birkaç yıl önce bir aylık harble ezdiği Yunanistan'dadüşmanlık şiddetli idi ve Osmanlı devleti'nin rum tebasına da yayılmıştı.Doğu Anadolu'da Ermenistan kurmadığı için Ermeniler'in bir numaralı hedefi idi.Filistin'e Yahudi göçmeni gelmesini reddettiği ve bu hususta İstanbul'a gelip kendisiyle görüşen dünya Siyonist teşkilatı başkanı Theodor Herzl'in milyonlarca altın para teklifini kabul etmediği için,milletlerarası Yahudiliği karşısında almıştı.Hilafet propogandası ile ingiltere'yi,Pantürkizmin politikası ile Rusya'yı korkutmuştu.Fransa ile ilişkiler dostça değildi.Ancak Almanya,Avusturya,Macaristan,İtalya ile münasebetler olumlu idi.İmparatorluğun Türk olmayan müslüman kavimlerinde  ise  ll.Abdülhamid'e bağlılık Şâhâne,adeta kusursuzdu.Osmanlı tebaası olamyan dünya Müslümanalr'ı içinde de prestiji hemen hemen aynı durumda bulunuyordu.

        Ermeni komitecileri padişaha suikasdi planlayacak durumda değillerdi.bu işi,dünyanın en büyük anarşi  ve suikasd planlayıcısı olan Belçikalı  Jorris'e büyük bir meblağ ödeyerek kabul ettirdiler.Jorris,sahte pasaport la İstanbul'a geldi ve padişahın ünlü hafiye teşkilatının gözünden kaçtı.Zira Belçika ile iyi münasebetlerimiz vardı.

        Jorris 100 kiloluk çok patlayıcı bir bombayı bir arabaya monte etti.Şüphe çekmemek için arabaya Avrupalı  kadınlar da bindirdi.Yabancıların padişahın cuma selamlığını seyretmesi usuldendi.Bunun için dünyanın öbür tarafından gelenler olurdu.Araba boşaltıldı.Bombanın saati saniyesine kadar ayarlanmıştı.Boş araba Padişahın çıkacağı yıldız camii kapısı ile saltanat arabasının bulunduğu yol üzerinde bırakıldı. Hâkan,arabanın yanından geçerken bomba patlatılacaktı.Fakata camiin kapısındaŞeyhulislam Cemaleddin efendi,padişahın önünü keserek mutad dışı birkaç cümle söyledi.birkaç saniye önce patlayan bomba padişah'a zarar vermedi.Tevfik fikret'in "bir lahza-i ta'ahhur" dediği bu birkaç saniye,hassa alayından bir hayli süvari erinin şehit olmasıyla sonuçlandı.Hedef olan padişah kurtuldu.Bütün dünyadan Hâkanhalifeye geçmiş olsun telgrafları yağdı.Tevfik fikret'in Bire Lahza-i Ta'ahhur adlı ünlü manzumesinin mevzuu "Bomba Vak'ası " olarak tarihe geçen bu neticesiz ünlü suikasddir.Şair,Padişah ölmediği için teessürlerini ve hıncını terennüm eder.Ermeni komitacılarını :

        Ey şanlı avcı,dâmını bîhûde kurmadın,
        Atdın,fakat yazık ki yazıklar ki,vurmadın!

        Mısraları ile yüceltir.Manzume Doğu Anadolu'yu Ermeniler'e vermediği ve oralarda yaşayan milyonlarca müslüman'ın bekasını temin ettiği için başına bu haller gelen ve Ermeni isyanlarını bastırdığı için Avrupa'da "Kızıl Sultan" denen ikinci Abdülhamid'e küfürler le doludur."Müverrih" diye anılan ve gençliğinde  İttihadcı bir subay olan büyük tarihçi Ahmet Refik (Altınay) da bir eserinde  şöyle der: "Nihayet hakikat tamamiyle meydana çıkarıldı:Osmanlı milletini Abdülhamid'in zulmünden kurtarmak için bu hareket -i kahramananenin ,Ermeni vatandaşlarımız tarafından icra olunduğu anlaşıldı."

        Eh bir büyük şairi  ve bir büyük tarihçisi böylesine bir milli şuûr içinde bulunan bir milleti ,çok felaketin bekleyeceği muhakkaktı.Nitekim öyle oldu.

        Padişah'ın tahttan indirilmesi için yapılan 31 Mart vakası birçok cepheden ele alınabilir fakat en ilginç olaylardan biride şudur ki:

        Abdülhamid'in tahttan indirilmesi için yapılan nümayişler devam ederken huzuruna çıkıp Hareket ordusunu dağıtma izni isteyen generallere:

        -Yalnız padişah değil,aynı zamanda halifeyim.Otuz küsur senedir asla kan dökmedim.bu yaştan sonra Müslüman2ı müslüman'a kırdırmam;derken birçok konuyu dile getiriyordu.

        Çoğunluğunu Bulgar,Yunan,Sırp,Makedon,Arnavut çeteleriyle sözde gönüllülerin teşkil ettiği Hareket ordusu;İstanbul'a girdi.yıldız Sarayını cariyelerin mücevher ve altınalrına kadar yağmaladı.Mecli-i Mebusan ve Mecli-i Ayan (Millet meclisi ve senato) çok mühim gelişmelerde Meclis-i Milli adıyla beraber toplanıp oy verirdi.bu takdirde senato başkanı,Meclis-i Milli'ye başkanlık ederdi.Senato başkanı ,eski sadrazam Küçük Said Paşa ve ikinci başkanı Mütakbel Sadrıazam Mareşal Gazi Ahmet Muhtar Paşa idi.Meclis başkanı Ahmet Rıza Bey saklanmıştı.Meclisin ikinci başkanı ise Tal'at Bey idi.Meclis-i Milli'ye başkanlık eden Küçük Sadi Paşa ,Sultan Hamid Devrinin geçtiğini anlamış padişahı tahttan indirerek yeni rejimde külah kapmaya uğraşıyordu.ancak milletvekili ve senatörleri Tal'at bey'in baskı ve tehdidi altında idiler.

        Bu tehdit ve çevreleri Makedonyalı çetcilerle çevrili olarak Meclis-i Milli , Yeşilköy'de toplandı ve Padişah'ın tahttan indirilmesi kararını aldı.25 Nisan da Mahmut Şevket Paşa,örfi idare ilan etmiş ,İstanbul'a hakim omuş birçok insan öldürülmüş ve asılmıştı.240 Milletvekili ve 34 senatör namına hal (tahttan indirme) kararı alan ve bunu saçma sapan ithamlarla dolu bir fetva ile de destekleyip halifelik sıfatının kalmasını da sağlayan ittihadçılar,3 ila 5 bin kişi tahmin edilen Hareket ordusu ile muazam l.Ordu'nun gözleri önünde böyle bir başarıya eriştikleri için bahtiyardılar.Bu duygu, onları  bundan sonra son derece de gözü kapalı ve imtiyazsız hareketlere sevkedecek ve kendilerine çok zararlı olacaktır.

        Abdülhamid Han 'ın hal'ini kendisine tebliğ biçimi Türkiye tarihinin asla slinemez lekelerinden biridir.Hali tebliğe,milletvekili ve senatörlerden seçile seçile şu dört kişilik heyet memur oldu:

        Selanik milletvekili Yahudi Emanuel Karaso,senatör Ermeni Aram Efendi,Draç milletvekili Arnavut Es'ad Toptânî Paşa ve senatör bahriye feriki (Koramiral) gürcü Arif Hikmet Paşa.

        Yeryüzündeki müslümanların halifesi hal ini tebliğ eden heyette iki gayri müslimin bulunması yüzmilyonlarca müslüman için hakaret teşkil  eder.

        Bunlardan Karaso,İtalya'nın maaşlı ajanıdır ve Libya'nınİtalya tarafından yutulmasında meşum bir rol oynadığı gibi,sonradan partisi olan İttihat ve Terakki'ye de ihanet etmiştir.

        Jandarma Tümgenerali olan Es'ad Toptani Paşa,birkaç yıl geçmeden devlete başkaldırmış,Arnavut istiklali için sayısız Türk'ün kanına  girmiş  ve İşkodra müdafii Kurmay Albay Hasan rıza Bey'i sokakta sırtından vurdurark şehit ettirmiş ve İşkodra yı düşmana satmıştır.

        Aram efendi,Ermeni İhtilali komiteleri ile yakın ilişkiler içinde olan Türk kanı dökmüş bir adamdır.Sultan Hamid'den Ermeniler'in intikamını almak için heyete sokulmuştur.Emanuel Karaso Efendi nin filistin'de kendilerine yurt verilmediği için Yahudilerden padişahın intikamın almak için sokuşturulduğu gibi...  

Kızıl Sultan'ı kim, niçin uydurdu ?

Bazı kimselerin yayınlanan bunca vesikaya rağmen, günümüzde hâlâ, Sultan Ikinci Abdülhamid Hân hakkında "Kızıl Sultan " tabirini kullanabilmeleri, böylesine korkunç bir hak ve hakikat kalpazanlıgından utanmamalarının sebebi, bize en çok sorulan suallerden biridir. Devamlı sorulmaktadır: " Kim, niçin uydurmustur bu "Kızıl Sultan" tabirini?.."

"Kizil Sultan" tabirinin kim tarafindan niçin uyduruldugunu incelemeden evvel hemen kaydedelim ki, bu tabir, yurdumuzdaki Ermenilerin ne yapmak istedikleri ve nasil çalistiklarini tesbit yönünden mühimdir!... Bu mühim hususu görgü sahidinin sehadetiyle gözler önüne serelim. Sultan Ikinci Abdülhamid Hân devrinin ünlü Mâbeyn Baskâtibi Tahsin Pasa hatiratinda der ki:

"... Ermeni ayaklanmalarinda Ermeni papazlarinin büyük rolü oldugunu ve kiliselerin ibâdetten ziyade fesad ve sekavete hizmet ettiklerini haber almistik. Ancak Ermeni ihtilalcileri bazi elçiliklerin de yardimiyla o derece mahirane tertibat almislar, silah ve komitacilar, memlekete sokmak hususunda öyle yardimlar te'min etmislerdi ki, ipucu bulmak mümkün olamiyordu. Nihayet bir gün, yine kendi aralarindan te'min ettigimiz bazi kimseler bize bu silahlarin Beyoglu'nda Ermeni kilisesinin duvarinda sakli oldugunu haber verdi.

Bunun üzerine Zaptiye Nâzirina emir gönderildi, bir heyet marifetiyle kilise basilarak duvar yikildi, silah deposu meydan çikti!.. Bir ibadethaneyi eskiya siginagi haline sokan Ermeni ihtilalcilerin bu fesad ve ihaneti elçiliklerden çagrilan kimselere gösterildi ve hemen bir zabit tutuldu. Ermeni komitacilari, en ziyade Londra'da efkâr-i umumiyyeyi aleyhimize tahrik etmekte ve bilhassa nüfuzlu Ingiliz kadinlarinin yardimlarindan istifade eylemekte olduklarindan Türk dostu Sir Arshmitt Bartlet'in vasitasiyla bu, kilisede çikan silahlar Londra'ya gönderilerek Parlamento'nun yaninda teshir ve bu suretle bize karsi uyandirilan gayz ve gazabin mecrasi degistirildi."

Mâbeyn Baskâtibi Tahsin Pasa böyle kiliseyi silah deposu haline getiren Ermenilerin bu mel'anetinin Londra'da teshir edilmesi "bize karsi duyulan gayz ve gazabin mecrasi degistirdi" diyor ama, Ingilizler'deki bu degisiklik, gözler önüne serilen aci gerçege ragmen geçici olmus, Ingilizler kisa bir zaman sonra yine Ermenilerin haklarindan bahsetmeye baslamislardir!.. Ve Ingilizlerin bu tutumu o devrin olaylari içinde tabiidir!...

Sultan Ikinci Abdülhamid Hân devrinde faaliyetlerini böyle kiliseyi silah deposu haline getirecek derecede arttiran Ermeniler yillar boyu yer yer isyanlarla Dogu-Anadolu'yu bir Ermeni yurdu haline getirmek için çalismislarsa da, Abdülhamid Hân siyasî dehasiyla mel'aneti önlemis, Dogu Anadolu'yu Ermeni tecavüzünden kurtarmis ve iste bu hizmeti dolayisiyla kendisine bize düsman ser kuvvetlerce "Kizil Sultan" ünvani verilmistir!...

Dogu Anadolu'yu elde edebilmek için mel'anetlerini nerelere kadar götürdüklerini bir görgü sahidinin sehadetiyle yukarida kaydettigimiz Ermeniler, korkunç bir demagoji ile uzun yillar, Müslümanlar Hristiyanlari katlediyorlar (!) propagandasina ile devrin büyük devletlerinden birinin müdahalesini te'min için her yola basvurmuslardir!... Dogu'daki Müslüman köyleri yagmalanmis, yakilip yikilmis, Müslümanlar türlü iskenceyle öldürülmüs ve hattâ müslüman kiligina bürünen Ermeniler kendi kardeslerini öldürmüs ve sonra disaridaki yoldaslari vasitasiyla yürütülen propaganda basari kazanarak, bazi büyük devletlerin "Ermeniler katl olunuyor!..." bahanesiyle Babiâli'yi protesto edebilmeleri te'min edilmistir!...

Sultan Ikinci Abdülhamid Hân büyük devletler arasindaki rekabetten istifade ile disarinin bu müdahalesini bosa çikardigi gibi, aldigi isabetli tedbirlerle de yer yer patlak veren Ermeni isyânlarini basstirmasini bilmistir!... 1894 yilinda Mus ve Siirt civarindaki Sason'da ayaklanan Ermeniler daha sonra Diyarbakir isyanini baslatmislarsa da her iki isyanda Abdülhamid Hân'in yumrugunu yiyerek büyük zayiat verip geri çekilmisler ve bu maglubiyetten hemen bir yil sonra, bu kere 30 Eylül 1894 (30.09.1894, M.F.) Pazartesi günü ayaklanmislar, fakat netice alamamislar, 1896 yilinin 26 Agustos (26.08.1896, M.F.) Çarsamba günü yine Istanbul'da baslattiklari isyanda Osmanli Bankasi'ni (Osmanli Bankasi baska bir hikaye, M.F.) basmak, Babiâli'yi, tüneli havaya uçurmak, bazi elçiliklere tecavüzle Avrupa devletlerinin müdahalesini te'min etmek etmislerse de, Abdülhamid Hân, emrindeki "Yildiz Istihbarat Teskilâti" vasitasiyla isyani evvelden haber almis ve o gün Bankayi basan Ermeniler, haklari (!) verilmedigi, yani, Dogu Anadolu kendilerine birakilmadigi takdirde Bankayi havaya uçuracaklari tehdidini savurup bu arada bir kaç bomba da patlatmislar, fakat alinan tertibatla cümlesi ellerindeki silah ve bombalarla yakalanmislardir!...

Patrik Izmirliyen idaresindeki bu isyan daha sonra Ermeni mahallelerinde intikal etmis ve Sultan Ikinci Abdülhamid Hân'in bu asi Ermenilerle mücadelesi pek basit olmustur!... Sakalini degirmende agartmayan Sultan Ikinci Abdülhamid, devam edegelen Ermeni isyanlarinin içyüzünü bilmektedir!... Isyani Avrupa devletlerinin müdahalesine meydan vermeden bastirmak iyteyen Abdülhamid Hân askeri ve polisi kislalarina çektikten sonra limandaki hamallarla sivil halktan gönüllülere kalin sopalar dagittirmis ve bunlari katiyyen atesli ve kesici âlet kullanmamak sartiyla Ermeniler üzerine göndermistir!... Müslümanlar ellerindeki kalin sopalarla yakaladiklari Ermeninin hesabini görmüsler ve iki üç gün sürdükleri bu Ermeni avi ile hdefe varip 1905'teki meshur bomba vak'asina kadar Ermenileri sindirememsilerdir!...

Bütün bu islerolup biterken Avrupa devletleri Ermeni meselesini yine körüklemisler, Ruslar yukaridaki sopali olayi protesto ederken, Ingilizler bir ara donanmalariyla Çanakkale önlerine kadar gelmislerse de, Abdülhamid Hân'in siyasî dehasiyla aldigi tedbirler önünde geri çekilmeye mecbur olmuslardir!...

Sultan Ikinci Abdülhamid Hân böyle aldigi tedbirlerle Devlet-i Aliyye'nin varligi ve bekasi yolunda çalisirken, düsmanin serrinden kurtulamamis ve Fransiz tarihçisi Albert Vandal, Ermeni isyanlarini bastirmasini bilen Abdülhamid Hân'a kan dökücü manasina "Le Sultan Rouge" demis, bizdeki gaafiller de bir Hristiyanin Ermeni menfaatleri ugruna uydurdugu bu tâbiri "Kizil Sultan"'a çevirerek Abdülhamid Hân hakkinda kullanmaktan utanmamislardir!...

Talihin ne garip cilvesidir ki, ömrü boyunca kan dökmekten kat'iyyen çekinen Sultan Ikinci Abdülhamid Hân, içimizden yetisen gaafillerce "Kizil Sultan" diye anilmis ve yanlis bir maarif politikasiyla mekteplerde evlatlarimiza böyle tanitilmistir!...

Veyl, böylesine Islam düsmanlarinca uydurulan tâbiri günümüzde hâlâ tekrarlayanlarin haline!...

Mustafa Müftüoglu

Milli Görüs-und Perspektive, 09/1996

by Muhammed Faruk

http://www.enfal.de sitesinden alınmıştır