Mustafa Kültür
Kocatepe okulu Eyüp
 

        Öğretmenliğimin 2.yılı askerden geldim bana 2.sınıflardan bir şube verildi.Sınıfa girdim öğrencilerin çoğu okuma yazma bilmiyor.Kendimce onlarla ilgileniyorum bir şeyler yapmaya çalışıyorum.Bir gün müfettiş geldi masaya oturdu ve bana dönerek:

        -Hocam siz evraklarınızı bana verin ve dersinize devam edin,dedi.

        Bende derse devam ettim bir müddet sonra yanıma geldi öğrencileri saymaya başladı bitirince neyi saydığını sordu kendime göre bazı cevaplar verdim fakat istenen cevap değildi bana:

        -Bak bu öğrenciler yazarken defterin ve kitabın sayfalarını arkaya kırıyor bunu düzeltmelisin.Haklıydı halbuki ben hiç bu konu üzerinde durmamıştım.

        Sonra sınıfa döndü bir baktı ve öğrencileri tanıyıp tanımadığımı sordu tanıdığımı söyleyince de hayır kişi olarak değil bilgi olarak tanıyor musun diye sorunca evet dedim,Peki bakalım ne kadar tanıyorsun deyip öğrencilere çok basit bir parça yazdırdı:

        " Bu gün hava çok güzel.

        -Ayşe senin topun var mı? Bahçede top oynayalım " aklımda kaldığı kadar böyle basit bir metindi,sonra da  herkesin kalemini sıranın üzerine koymasını ve arkaya yaslanmasını söyledi ve bana dönerek:

        -Kaç öğrenci satırbaşı yaptı

        -25

        -Kaç öğrenci büyük harfle başladı

        -30

        -Kaç öğrenci nokta işaretini koydu

        -30

        -Kaç öğrenci konuşma çizgisi koydu

        -20

        -Kaç öğrenci soru işareti kullandı

        -14 v.s.cevaplar verdim,bakalım dedi ve defterine yazdığı rakamlardan sonra gel beraber kontrol edelim dedi.Kontrolde gördüm ki ben öğrencilerimi %40 ancak tanıyordum.Sonra bana dönerek:

        -Zor soruları uzun metinleri bırak öğrenciye bu bilgileri vermeye çalış daha başarılı olacağını göreceksin  gibi nasihatlerde bulundu ve 2.Ders Matematik dersine geldi Bizim elimizdeki dergilerde çok büyük rakamlarla zihinsel ve dört işlem üzerine problemler vardı bunları çözüyorduk Kendisi beni izle diyerek öğrencilere :

        -Çocuklar ben kırtasiyeden 25 liraya bir silgi aldım geriye kaç liram kaldı,bunu hesaplayın kimse konuşmasın eğer bir sorunuz varsa gelip benim kulağıma söyleyin dedi.Takriben 10 veya15 dakika bekledik öğrencilerde çıt yok yine beraber sınıfı dolaştık halbuki biz ne zor sorular çözmüştük bu kadar basit soru çözülmez miydi diye düşünürken bir öğrenci gelip :

        -Sizin kaç liranız vardı diye sorunca sen buraya ayrıl deyip diğer öğrencileri kontrol ettik sadece bir öğrenci 25 - gibi yazıp siliyor ,

        - Bak bu zeki işi zorluyor ama bilemediği için yapamıyor dedi sonra öğrencilere kendisi peki çocuklar sizin paranız nekadardı diye sorunca hepsi problemi çözdü ama asıl dersi öğrenen ben olmuştum Hasan Tahsin ONAT adlı bu müfettişi saygı ile anıyorum o benim gerçek öğretmenlerimden biri oldu.