|
OKUL YOLU
Plan
rehberlik yönetmelik egsersiz şiir hikaye anı
biyografiler soru bankası tüm sınav soru cevap ve
sonuçları atasözü deyim türk tarihi elementler earged
tky efsaneler güzel sözler bilgisayar bilmeceler |
|
Tanrım bana değiştiremeyeceğim şeyleri
kabul etmem için huzur; değiştirebileceğim şeyleri
değiştirmem için cesaret ve aralarındaki farkı
anlayabilmem için akıl ver.
Barry Spilchuk
|
Bir dalda durmayanın sadık dostu,yalancının vefası, alçağın
mürüvveti, kötü ahlaklının şerefi olmaz.
Ahnef bin Kays
|
|
|
|
|
|
TÜRK SÖYLEMEZ SÖYLENİR!
Türk olmak insana şikayet etmek için müthiş bir malzeme verir. Biz
kendimizden uzun uzun konuşup şikayet ederiz. Ama bunu değiştirmek
için bir şey yapmayız.Bir yerde okumuştum. "Biz söylemeyiz,biz
söyleniriz." ve bundan hoşlanırız. Biz neredeyse 100 yıldan
beri ayni sorunlara sahip bir toplumuz , çözümleri biliyoruz, ama
çözmek istemiyoruz. Çaba gerekiyor çünkü ve biz çabadan
hoşlanmıyoruz. Biri gelip bize bunu böyle yapacaksın derse onu da
yaparız,böyle bir isyankarlığımız yoktur.Bir yandan Türklerin çok
tembel olduğu söylenir ama Almanya'daki en çalışkan isçilerde
Türkler . O kadar da itaatkar bir yapıları var. Burası çok hoş bir
din anlayışına sahiptir , herkes bayram namazına gülerek , eğlenerek
gider , gerçekten inanarak namazını kılar,sonra da evine gider ve
içer.Hiç bir şekilde onları tam olarak yakalayıp tarif
edemezsiz,onların tarifi tarif edilemez olması belki de!...
(25 Mayıs 2003 Sabah Gazetesi'nde Ahmet
Altan ile yapılan söyleşiden alınmıştır)
|
| |
|
|
Dünya üç gündür. Dün,Bugün ve yarın . Dün geçti.Yarının
geleceği belli değil Öyle ise bugünün
kıymetini bil.
Hasan Basri
|
|


|
| |
Bu site ;
Öğretmen ve öğrencilere
yönelik olup, bütün samimiyetiyle yurdun dört bir yanında çalışan, tüm
öğretmenlere ithaf olunur.
Mustafa KÜLTÜR
|
| |
Su, ateş
ve ahlak dostluk kurmuşlar;
Dolaşırlarken birbirlerini merak etmeye
başlamışlar.
Suya sormuşlar, "Kaybolursan seni nasıl bulacağız?"
Yanıt, "Nerede bir şırıltı duyarsanız ben
oradayım."
Ateşe, "Seni yitirirsek ne yapalım?"
Ateş, "Bir duman gördüğünüz yerde ben varım."
Sıra ahlaka gelince, yanıt şu olmuş:
"Beni kaybederseniz, bir daha
kesinlikle bulamazsınız!"
(Cumhuriyet gazetesinden alınmıştır)
|
|
Gözümüzü dünyaya açtığımız anda, Allah'ın varlığını tanımak kadar tabii bir bir
şey olamaz.Ortada görünen her eser , onu yapanı hatırlatıyor.Bütün yıldızların
gökyüzünde dans eder gibi görünüşü , çok büyük bir ustalıkla ayarlanmış.
Hayvanlar, bitkiler,madenler, her şey ölçülü,nispetli ve hareketlidir. Hiç kimse
, konusu,bir tabiat manzarası veya hayvanlar olan bir tablonun mahir ve
usta sanatkarların ellerinden çıkmış olduğundan şüphe etmez. Kopyaları hakkında
böyle düşünürsek , asıllarının başka türlü olmasına imkan var mı?
VOLTAIRE
|
|
DÜNYADA ÜÇ GRUP İNSAN VARDIRIR
1-Bir şeyi ortaya
çıkaran veya yapan ve bir şeyler için savaşan küçük
seçilmiş
bir grup.
2-Bir şeyin yapılmasını seyreden sadece
konuşup yerinde sayan büyükçe
başka bir grup.
3-Ve neyin olup bittiğini bilmeyen
yaşayan muazzam bir kalabalık.
Ayşe Bulut -Zaman Okyanusu
Nicolas Murray Butle
|
|
Gazi
üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulunda 2.sınıf
öğrencileri Türkiye Ekonomisi dersinin hocasını
bekliyor.
Sınıf ,öğrencilerin gürültü patırtısıyla
sallanırken sert görünümlü hoca kapıda
beliriyor.İçeriye kızgın bir bakış atıp kürsüye geçiyor.Tebeşirle tahtaya kocaman bir (1) çiziyor.
-Bakın , diyor.
bu
kişiliktir.Hayatta sahip olabileceğiniz en
değerli şey... Sonra (1) in yanına bir sıfır (0) koyuyor:
-Bu başarıdır.Başarılı bir
kişilik (1) i (10)
yapar. Bir sıfır daha...
-Bu tecrübedir.(10) iken (100) olursunuz.Sıfırlar
böyle uzayıp gidiyor:
Yetenek... Disiplin... Sevgi... Eklenen her yeni
(= ) ın kişiliği 10 kat zenginleştirdiğini
anlatıyor hoca...Sonra eline silgiyi alıp en
baştaki (1) 'i siliyor.Geriye bir sürü sıfır
kalıyor.Ve Hoca yorumu patlatıyor:
-Kişiliğiz yoksa ,öbürleri hiçtir!... Sınıf, mesajı alıp sessizliğe gömülüyor.
Zaman Okyanusu (Ayşe
Bulut) sayfa 119
|
|
NE OLMAK İSTİYOR
ABD Başbakanlarından James Garfield (.l. 1881)
başkan olmadan önce bir kolejin müdürüymüş. Bir
gün bir anne
çocuğunu koleje yazdırırken bir ricada bulunmuş:
— Müdür Bey, dersleri biraz daha basitleştiremez
misiniz? Benimki derslerin hepsini takip edemez.
Koleji de bir an önce bitirmek istiyor.
Garfield cevap vermiş:
— Evet hanımefendi bu mümkündür. Önce çocuğunuzun
ne olmak istediğini söyleyin. Malum ya Tanrı bir
meşeyi yüz yılda yetiştirirken bir kabak için iki
ayı yeterli görüyor.
İsmail Özcan Espri ve fıkralarıyla ünlüler
|
Eflatun''a iki soru sormuşlar.
Birincisi ; "İnsanoğlunun sizi en çok
şaşırtan davranışları nedir ? "
Eflatun tek tek sıralamış :
- Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele
ederler. Ne var ki
çocukluklarını özlerler...
- Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama
sağlıklarını geri almak için de
para öderler...
- Yarından endişe ederken bugünü
unuturlar.Dolayısıyla ne bugünü
ne de yarini yasarlar...
- Hiç ölmeyecek gibi yasarlar. Ancak hiç
yasamamış gibi ölürler...
Sıra gelmiş ikinci soruya ; "Peki sen ne
öneriyorsun?"
Bilge yine sıralamış ;
- Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayın!
Yapılması gereken tek şey,
sadece kendinizi "sevilmeye"
bırakmaktır...
- Önemli olan; hayatta "en çok şeye sahip olmak"
değil, "en az şeye ihtiyaç
duymaktır"..
|
Okul hayatında sınavlar
önceden haber verilerek yapılır ve notumuz yüzümüze
söylenirdi .Oysa hayat okulunda insanlar bizi habersizce
sınava çekiyor ve yargılarını genellikle içlerinde
tutuyorlar.
|
Bazı kitaplar tadılmak, bazıları yutulmak ve çok azı da
hazmedilmek içindir."
Bacon
|
|
YOLUMUZDAKİ ENGEL
Eski çağlarda bir kral
yolun tam ortasına iri bir kaya parçası koydurmuş. Sonra
da saklanmış ve bu kocaman kayayı birinin gelip kaldırıp
kaldıramayacağını gözlemeye başlamış. Krallığın en
zengin tüccarlarından biri adamlarıyla yaklaşmış ve
kayanın etrafında şöyle bir dönmüş. Adamların çoğu
yolları temizletmediği için kralı suçlamışlar, ama
hiçbiri de kayayı yolun ortasından kaldırmak için bir
çabada bulunmamış. Sonra sırtında yüklüce saman taşıyan
bir çoban gelmiş. Kayaya yaklaşınca, sırtındaki yükü
yere bırakmış ve kayayı yolun kenarına itmeye çalışmış.
Kayayla epeyce itişip kakıştıktan sonra başarmış.
Çoban samanım sırtına
geri yükledikten sonra gözü tam kayanın yerinde yolun
üstünde duran cüzdana ilişmiş. Cüzdanda bir sürü altın
para ve kralın bu altınları yolun ortasındaki kayayı
kaldırabilene bağışladığını belirttiği bir not varmış.
Çoban diğer insanların
hiç anlayamadığı bir şeyi öğrenmiş: Her engel insana o
andaki durumunu geliştirme şansı yaratan fırsatlar
sunar.
Brian Cavanaugh
(Tavuk suyuna çorba sayfa 69 alınmıştır)
|
|
|
|